Felsefenin insan bilgisininyapısını
ve geçerliliğini ele alan dalına bilgi felsefesi adı verilir. Buna göre
bilgi felsefesi, bilgimizin temel özelliklerini, kaynağını ve
sınırlarını inceler.
Bilgi
felsefesi, veren ve nesneler hakkındaki yargılara, yani metafizik ve
ontolojiye bağlı değildir; hatta bu disiplin hiçbir koşula dayanmayan
bir bilgidir. Felsefe ve bütün bilimler bilginin belli tarzlarıyla
uğraşırlar; bu bilginin belli tarzdaki objeleri birbirinden farklıdır.
Bu objeleri herhangi bir zamandaki felsefi ve bilimsel bilgi
inceler.Fakat bütün bilimlerde elde edilmeye çalışılan bilginin
kendisini, bilgi objelerinin birbirinden farklı olmasına rağmen bilgide
daima aynı kalan insan aklını, akıl ve denemeyi kavrama ve algılamayı
bilgi felsefesi inceler. Bilgi felsefesi şu veya bu objelerle uğraşmaz,
bilgi yeteneklerini kavramaya ve bilginin olanaklarını yoklamaya
çalışır.
Varlık
felsefesinin konusu varlığın kendisidir. Varlık gerçek varlık ve
düşüncel varlık olarak ikiye ayrılır. Gerçek varlık, gerçekliğini
nesnelerden, olaylardan, kişilerden alan varlıktır. Uzayda yer kaplar,
zaman içinde değişir ya da yok olur. Düşüncel varlık ise, duyularla
algılanamayan, uzay ve zaman dışı olan ve gerçekliği bulunmayan
varlıktır. İşte varlık felsefesi de bu varlıkların ne olduğunu, nasıl
olduğunu, neden olduğunu araştıran felsefenin bir alanıdır.
1. Bilime Göre Varlık
Bilimler
varlığı incelerken, nesneleri ve onlarla ilişkili olan olayları gözler,
anlamaya çalışırlar. Elde ettiklerinin de doğru olup olmadığını
deneylerle denetlerler. Böylece olaylar ve nesneler arasında
değişmeyen, genel olan ve kanıtlanmış olan ilişkileri, yani yasaları
bulmaya çalışırlar.